EMPERYALİST "ULUS" VE "ULUSALCILIĞINA" KARŞI
EZİLEN EMEKCİ HALKLARIN "ULUS" U VE "ULUSALCILIĞI"  İÇİN

.

.ÖXÜZ E KARŞI İNSAN ---- "YEME"K LE "EMEK" ARASINDAKİ  MÜCADELE

 

ULUS, ULUSALCILIK, ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞLARI ve ULUSLARIN KENDİ KADERİNİ TAYİN HAKKI ÜZERİNE

 
.

18 Ekim 2007 Perşembe

Giriş

LENİN Ulusların kendi kaderini tayin hakkı yazısında "Dost görünüşlü Troçki, düşmandan daha tehlikelidir! " diyor.

Günümüzde de pek farklı olmayan gizli açık Troçkistler Marksizmi tahrif ederek emperyalizme hizmetlerine devam ediyorlar.

Dünyanın ezen büyük emperyalist uluslar ve ezilen küçük uluslar olarak iki kampa bölündüğü , emperyalistlerin gerek Avrupa Birleşik Devletleri , gerekse Küreselleşme/ Globalizm adı altında yürüttükleri sömürgeleri paylaşma ve pekiştirme politika ve pratikleri içinde olduğu bir dönemde ULUS ve ULUSALCILIĞI ezilen uluslar için de kökten redderek emperyalizme teslimiyetciliği öneren bu Dost Görünüşlü Troçkistler , düşmandan daha tehlikeli olduklarını bir defa daha ortaya koyuyorlar.

Chernovun sözleriyle bu ulusal nihilistler in savunduğu "Günümüz burjuva kozmopolitanizmi ulusların özgürlük haklarını reddetme çağrısı ile,”tek dünya hükümeti” fikri ile, “Avrupa Birleşik devletleri” nin yaratılmasıyla vb…emekci halklara….. vedemokrasi mücadelelerine karşı ” Emperyalistlerin birliğinin” ideolojik temelidir.. ve Zhdanovun noktalamasıyla " AB yada Tek dünya hükümeti fikriyle uyuşum gösteren burjuva aydınları…. halkların ideolojik olarak silahsızlandırılmasını sağlamak için kullanılan bir araçtır “”

Stalin komintern üzerine yazısında ””Marx zamanında Enternasyonal yaklaşan bir uluslar arası devrim beklentisi içinde kurulmuştu. Aynı şekilde, Komintern de Lenin yönetiminde benzer bir dönemde oluşturuldu. Bugün, her ülkede ulusal görevler önde geliyor`` diyerek kimin dost kimin düşman olduğu konusunda bir kıstas veriyor.

YANİ SOSYALİZM İÇİN GEREKLİ OLAN PROLETERYA DEMOKRASİSİ/DİKTATÖRLÜĞÜ ULUSLAR ARASI .ENTERNASYONAL ALANDA DEĞİL ULUS LAR TEMELİNDE GERÇEKLEŞTİRİLEBİLECEK BİR OLGUDUR. ULUS U REDDETMEK DEVRİM İ REDDETMEKTİR.

Ezilen halkların ve emekcilerin Ulus una a ve Ulusculuğuna karşı çıkmak Ulusal Kurtuluş hareketlerini reddetmekle eşdeğerdir. Dünya iki kampa ayrılmıştır: mali sermayeyi ellerinde tutan ve dünya nüfusunun muazzam çoğunluğunu sömüren bir avuç uygar ulusların kampı; ve bu çoğunluğu oluşturan, sömürgelerin ve bağımlı ülkelerin ezilen ve sömürülen halklarının kampı bağımlı ve sömürge ülkelerdeki ezilen halkların emperyalizme karşı devrimci mücadelesi, onların baskıdan ve sömürüden kurtulmalarının biricik yoludur.

Enternasyonalizm maskesi altında emperyalist globalizm i savunan bu kautsky ci troçkist döneklere Lenin, Oportünizm ve İkinci Enternasyonalin Çöküşü yazısında “””””””””Rus kautskicilerinin lideri, Akselrod, "proletaryanın kurtarıcı hareketinin enternasyonalleştirilmesi sorununun ağırlık merkezini, her günkü pratik eylemin enternasyonalleştirilmesinde" görüyor: …. Eğer Kautsky ile Akselrod, yığınları gelecek enternasyonalin hiç kuşkusuz devrimci olacağı umuduyla besliyorlarsa, bunu yalnızca bugün karşı-devrimci öğelerin: egemenliğini korumak, gizlemek ye allayıp pullamak için yapıyorlar. “””””” diyerek cevabını vermiştir.

Günümüze en yakın, tekelci emperyalizm döneminin Marksist Leninist önderlerinden Dimitrov ve Zhdanov un “”Gelinen aşamada, komünist partilerin bağımsız ulusal partiler olarak gelişmeleri gerekmektedir. Her ülkede komünist hareketin en üst düzeye ulaşmasıyla birlikte, bir sonraki aşamada uluslar arası komünist bir örgüt daha geniş ve daha sağlam bir zeminde yeniden kurulacaktır sözleri ulus ların reddini savunmuyor.

En önemlisi Ulus ve Ulusalcılığa emperyalist ya da ezilen ülkeler ayırımı yapmadan, hepsini aynı kefeye koyarak karşı çıkarak zaten anti-marksist özlerini ortaya koyuyorlar. Lenin bu konuda net bir şekilde görüşlerini """"bizim her şeyden önce, ezilen ulusların işçileri için istediğimiz şey —bu yalnizca ulusal sorunda sözkonusu— ezen ulusların işçileri için istediğimiz şeyden farklılık gösteriyor……Ulusal sorun açısından, ezen ve ezilen uluslar işçilerinin gerçek/somut koşulu aynı mıdır? Hayır, aynı değildir.” “””Gerçek yaşamda Enternasyonal, ezen ve ezilen uluslara bölünmüş işçilerden oluşmaktadır. Eğer Enternasyonalin eylemi birci olacaksa propagandası her ikisi için aynı olma-malıdır. Sorunu, gerçek "bircilik"in (dühringci bircilik değil), Marksist materyalizmin ışığı altında, böyle görmemiz gerekir diyerek ortaya koyuyor.

Ulus un önemini ve emperyalist "tek dünya hükümeti ve (2.) enternasyonelle dünya devrimi safsatasına da “”Sosyalist devrim, bütün ülkeler proletaryalarının birleşik eylemi olamaz. Basit bir nedenle olamaz: ülkelerin çoğu ve dünya nüfusunun çoğunluğu kapitalist gelişme aşamasına ulaşmamıştır ya da henüz ulaşmıştır.””” diyerek cevabını verdiği gibi devrimin Ulus lar özelinde gerçekleşeceğini de vurgulamış oluyor.

Kısacası ezilen uluslar için ULUS u reddetmek Devrim i ve Sosyalizmi reddetmekle eşdeğerdir. Tek bir ülkede sosyalizmin gerçekleşemiyeceği teoris'ini ve Evrim i savunmaktır

Emperyalist ULUS larla ezilen halkarın, sömürgelerin ULUS larını, Burjuva demokratik devrimleri dönemindeki ULUS laşmayla , günümüzde emperyalist güdümlü ULUS laşmayı, aynı kefeye koymak, emperyalist ülkeler işçi sınıfıyla ezilen ULUSların işçi sınıfından Emperyalist ülkeler içindeki ulusal toplumlar la, ezilen ülkeler içindeki Ulusal toplumlar dan AYNİ tavrı beklemek, ahmakca darkafalılığın üstüne çıkamaz.

"'geri ülkelerde burjuva-demokratik kurtuluş eğilimlere komünist bir görünüş verme çabalarına karşı kesinlikle savaş gereğidir.... siyasal yönden bağımsız devletler görünümü altında, iktisadi, mali ve askeri yönden tamamen kendilerine bağlı devletler kuran emperyalist devletlerin sistematik olarak kullandıkları bu aldatmaca, bütün ülkelerin, özellikle geri ülkelerin geniş emekçi yığınları arasında sürekli olarak anlatılmalı, bu aldatmacanın ipliği pazara dökülmelidir."" Komintern II. Dünya Kongresi'nde (1920) alinan kararlardan

Bir taraftan ULUS ve ULUSALCILĞI sömürge/yarı sümürge uluslar için redderken, diğer taraftan bu tür ULUSlar içindeki ULUSAL toplumların "Ulusal Kurtuluş!! hareketlerini" her nepahasına olursa olsun desteklemek ve onu birincil mücadele hakine getirmek Marksistlik değil burjuva hipokratlıktır.

"Ulusal sorun, hiç de kesin olarak mutlak, değişmez birşey değildir. Mevcut rejimin dönüşümü genel sorununun bir parçası olduğu gibi, ulusal sorun, tamamen toplumsal koşullar ülkede kurulmuş olan iktidarın niteliği ve genel olarak, toplumsal gelişmenin tüm seyri tarafından belirlenir"" Stalin: Marksizm ve Ulusal Sorun ve Sömürge Sorunu
Marksist teorileri çıkarları doğrultusunda içi boş sloganlara dönüştürenler, UKKTH teorisini de genelde etkili bir biçimde mutlaklaştırmayı başardılar.

"Ulusların ayrılma özgürlüğü hakkı sorunu ile, ulusun şu ya da bu anda ayrılma zorunluluğu sorununu birbirine karıştırmamak gerekir. Proletarya partisi, bu sorunu, duruma göre, her özel durum içinde, tamamen tek başına bir sorun olarak çözümlemelidir. Ezilen halklara ayrılma hakkını, kendi siyasal kaderini tayin etme hakkını tanımakla, bundan ötürü, bu durumdaki ulusların, belli bir zamanda, .. ayrılıp ayrılmamaları gerektiği sorununu çözmüş olmuyoruz. Ben bir ulusa ayrılma hakkını tanıyabilirim, ama bu, onu bunu yapmaya zorluyorum anlamına da gelmez. Ulus ayrılma hakkına sahiptir, ama koşullara göre, bu hakkı kullanmayabilir de. Böylece, kendi payımıza, proletaryanın, proleter devriminin çıkarlarına göre, biz, ayrılığın yararına ya da ona karşı ajitasyon yapmakta özgür kalıyoruz demektir. Böylece, ayrılma sorunu, duruma göre, her özel durum içinde, tamamen tek başına bir sorun olarak çözümlenmelidir ve işte tam bu nedenledir ki, ayrılma hakkının tanınması sorununun, şu ya da bu koşullar içinde ayrılmanın yararlılığı ile karıştırılmaması gerekir. ." Stalin: Marksizm ve Ulusal Sorun ve Sömürge Sorunu

Yurtsever Devrimcileri Sömürgeci Uşakları olarak adlandırabilecek kadar milliyetcilik çamuruna batan ve 1925 Şeyh Sait isyanı, 1928 Ağrı isyanı, 1930 Zilan isyanı gibi hareketleri göklere çıkaran bu Marksist!!! ler , Komintern in "Gericiler, dinciler, mollalar, İngiliz ajanları, şeyhler, aşiret reisleri" olarak değerlendirdiği ve bu hareketleri "milliyetçi görünüm altında dinsel ayrıcalıkların ve feodal çıkarların korunması"na yönelik olduğu için desteklemediğini akıllarının ucuna bile getirmemişler ya da gözardı etmişlerdir.

Bir Ulus içinde ki Ulusal toplumların kendi kaderini tayin hakkı temelinde AYRILMA istemi ve hareketi konusunda en önemli sorun, ayrılma isteminin kimin tarafından dile getirildiği sorunudur. Ustaların ve Kominternin tavrı böyle bir hareketin kitlesel niteliğinden çok yönetici gücünün niteliği sorunununa göre eğilim göstermektedir.

Bu sayfalarda gerek gerek Marksist ustalardan gerekse Marksist yurtseverlerden ULUS , ULUSALCILIK ve ULUSLARIN KENDİ KADERİNİ TAYİN HAKKI konusunda yazılara yer verilecektir.

Özellikle Ustaların yazılarını okurken teorinin ve yorumun hangi dönem e ait olduğu (sömürge-Burjuva Demokratik Devrimleri, Emperyalist dönem ) hangi tip ülkeler den bahsedildiği (feodal sömürgeci, kapitalist emperyalist, sömürge, yarı sömürge) temel alınması gereken belirleyici faktörlerdir.