Giriş
Günümüzde de pek farklı
olmayan gizli açık Troçkistler Marksizmi tahrif
ederek emperyalizme hizmetlerine devam
ediyorlar.
Dünyanın ezen büyük
emperyalist uluslar ve ezilen küçük uluslar
olarak iki kampa bölündüğü , emperyalistlerin
gerek Avrupa Birleşik Devletleri , gerekse
Küreselleşme/ Globalizm adı altında yürüttükleri
sömürgeleri paylaşma ve pekiştirme politika ve
pratikleri içinde olduğu bir dönemde ULUS ve ULUSALCILIĞI ezilen uluslar için de
kökten redderek emperyalizme
teslimiyetciliği öneren bu Dost Görünüşlü
Troçkistler , düşmandan daha tehlikeli
olduklarını bir defa daha ortaya koyuyorlar.
Chernovun sözleriyle bu ulusal nihilistler
in savunduğu "Günümüz burjuva
kozmopolitanizmi ulusların özgürlük
haklarını reddetme çağrısı ile,”tek dünya
hükümeti” fikri ile, “Avrupa Birleşik
devletleri” nin yaratılmasıyla vb…emekci
halklara….. vedemokrasi mücadelelerine karşı
” Emperyalistlerin birliğinin” ideolojik
temelidir.. ve Zhdanovun
noktalamasıyla " AB yada Tek
dünya hükümeti fikriyle uyuşum gösteren
burjuva aydınları…. halkların ideolojik
olarak silahsızlandırılmasını sağlamak için
kullanılan bir araçtır “”
Stalin komintern üzerine yazısında
””Marx zamanında Enternasyonal yaklaşan bir
uluslar arası devrim beklentisi içinde
kurulmuştu. Aynı şekilde, Komintern de Lenin
yönetiminde benzer bir dönemde oluşturuldu.
Bugün, her ülkede ulusal görevler önde
geliyor`` diyerek kimin dost
kimin düşman olduğu konusunda bir kıstas
veriyor.
YANİ SOSYALİZM
İÇİN GEREKLİ OLAN PROLETERYA
DEMOKRASİSİ/DİKTATÖRLÜĞÜ ULUSLAR
ARASI .ENTERNASYONAL ALANDA DEĞİL ULUS LAR
TEMELİNDE GERÇEKLEŞTİRİLEBİLECEK BİR
OLGUDUR. ULUS U REDDETMEK DEVRİM İ
REDDETMEKTİR.
Ezilen halkların ve emekcilerin Ulus una a
ve Ulusculuğuna karşı çıkmak Ulusal
Kurtuluş hareketlerini reddetmekle
eşdeğerdir. Dünya iki kampa ayrılmıştır:
mali sermayeyi ellerinde tutan ve dünya
nüfusunun muazzam çoğunluğunu sömüren bir
avuç uygar ulusların kampı; ve bu çoğunluğu
oluşturan, sömürgelerin ve bağımlı ülkelerin
ezilen ve sömürülen halklarının kampı
bağımlı ve sömürge ülkelerdeki ezilen
halkların emperyalizme karşı devrimci
mücadelesi, onların baskıdan ve sömürüden
kurtulmalarının biricik yoludur.
Enternasyonalizm maskesi altında emperyalist
globalizm i savunan bu kautsky ci troçkist
döneklere Lenin, Oportünizm ve İkinci
Enternasyonalin Çöküşü yazısında “””””””””Rus
kautskicilerinin lideri, Akselrod, "proletaryanın kurtarıcı hareketinin
enternasyonalleştirilmesi sorununun ağırlık
merkezini, her günkü pratik eylemin
enternasyonalleştirilmesinde" görüyor:
…. Eğer Kautsky ile Akselrod, yığınları gelecek enternasyonalin hiç
kuşkusuz devrimci olacağı umuduyla
besliyorlarsa, bunu yalnızca bugün
karşı-devrimci öğelerin: egemenliğini
korumak, gizlemek ye allayıp pullamak için
yapıyorlar. “””””” diyerek
cevabını vermiştir.
Günümüze en yakın, tekelci emperyalizm
döneminin Marksist Leninist önderlerinden
Dimitrov ve Zhdanov un “”Gelinen
aşamada, komünist partilerin bağımsız ulusal
partiler olarak gelişmeleri gerekmektedir.
Her ülkede komünist hareketin en üst düzeye
ulaşmasıyla birlikte, bir sonraki aşamada
uluslar arası komünist bir örgüt daha geniş
ve daha sağlam bir zeminde yeniden
kurulacaktır sözleri ulus
ların reddini savunmuyor.
En önemlisi Ulus ve Ulusalcılığa emperyalist
ya da ezilen ülkeler ayırımı yapmadan,
hepsini aynı kefeye koyarak karşı çıkarak
zaten anti-marksist özlerini ortaya
koyuyorlar. Lenin bu konuda net bir şekilde
görüşlerini """"bizim her şeyden
önce, ezilen ulusların işçileri için
istediğimiz şey —bu yalnizca ulusal sorunda
sözkonusu— ezen ulusların işçileri için
istediğimiz şeyden farklılık
gösteriyor……Ulusal sorun açısından, ezen ve
ezilen uluslar işçilerinin gerçek/somut
koşulu aynı mıdır? Hayır, aynı değildir.”
“””Gerçek yaşamda Enternasyonal, ezen ve
ezilen uluslara bölünmüş işçilerden
oluşmaktadır. Eğer Enternasyonalin eylemi
birci olacaksa propagandası her
ikisi için aynı olma-malıdır.
Sorunu, gerçek "bircilik"in (dühringci
bircilik değil), Marksist materyalizmin
ışığı altında, böyle görmemiz gerekir
diyerek ortaya koyuyor.
Ulus un önemini ve emperyalist "tek dünya
hükümeti ve (2.) enternasyonelle dünya
devrimi safsatasına da “”Sosyalist
devrim, bütün ülkeler proletaryalarının
birleşik eylemi olamaz. Basit bir nedenle
olamaz: ülkelerin çoğu ve dünya nüfusunun
çoğunluğu kapitalist gelişme aşamasına
ulaşmamıştır ya da henüz ulaşmıştır.”””
diyerek cevabını verdiği gibi devrimin Ulus
lar özelinde gerçekleşeceğini de vurgulamış
oluyor.
Kısacası ezilen uluslar için ULUS u
reddetmek Devrim i ve Sosyalizmi reddetmekle
eşdeğerdir. Tek bir ülkede sosyalizmin
gerçekleşemiyeceği teoris'ini ve Evrim i
savunmaktır
Emperyalist ULUS larla ezilen halkarın,
sömürgelerin ULUS larını, Burjuva
demokratik devrimleri dönemindeki ULUS
laşmayla , günümüzde emperyalist güdümlü
ULUS laşmayı, aynı kefeye koymak,
emperyalist ülkeler işçi sınıfıyla ezilen
ULUSların işçi sınıfından Emperyalist ülkeler içindeki ulusal
toplumlar la, ezilen ülkeler içindeki Ulusal
toplumlar dan AYNİ tavrı beklemek,
ahmakca darkafalılığın üstüne çıkamaz.
"'geri ülkelerde burjuva-demokratik kurtuluş
eğilimlere komünist bir görünüş verme
çabalarına karşı kesinlikle savaş
gereğidir.... siyasal yönden bağımsız
devletler görünümü altında, iktisadi, mali
ve askeri yönden tamamen kendilerine bağlı
devletler kuran emperyalist devletlerin
sistematik olarak kullandıkları bu
aldatmaca, bütün ülkelerin, özellikle geri
ülkelerin geniş emekçi yığınları arasında
sürekli olarak anlatılmalı, bu aldatmacanın
ipliği pazara dökülmelidir.""
Komintern II. Dünya Kongresi'nde (1920)
alinan kararlardan
Bir taraftan ULUS ve ULUSALCILĞI
sömürge/yarı sümürge uluslar için redderken,
diğer taraftan bu tür ULUSlar içindeki
ULUSAL toplumların "Ulusal Kurtuluş!!
hareketlerini" her nepahasına olursa olsun
desteklemek ve onu birincil mücadele hakine
getirmek Marksistlik değil burjuva
hipokratlıktır.
"Ulusal sorun, hiç de kesin olarak mutlak,
değişmez birşey değildir. Mevcut rejimin
dönüşümü genel sorununun bir parçası olduğu
gibi, ulusal sorun, tamamen toplumsal
koşullar ülkede kurulmuş olan iktidarın
niteliği ve genel olarak, toplumsal
gelişmenin tüm seyri tarafından belirlenir""
Stalin: Marksizm ve Ulusal Sorun ve Sömürge
Sorunu
Marksist teorileri çıkarları
doğrultusunda içi boş sloganlara
dönüştürenler, UKKTH teorisini de genelde
etkili bir biçimde mutlaklaştırmayı
başardılar.
"Ulusların ayrılma özgürlüğü
hakkı sorunu ile, ulusun şu ya da bu anda
ayrılma zorunluluğu sorununu birbirine
karıştırmamak gerekir. Proletarya partisi, bu sorunu, duruma göre,
her özel durum içinde, tamamen tek başına
bir sorun olarak çözümlemelidir.
Ezilen halklara ayrılma hakkını, kendi
siyasal kaderini tayin etme hakkını
tanımakla, bundan ötürü, bu durumdaki
ulusların, belli bir zamanda, .. ayrılıp
ayrılmamaları gerektiği sorununu çözmüş
olmuyoruz. Ben bir ulusa ayrılma hakkını
tanıyabilirim, ama bu, onu bunu yapmaya
zorluyorum anlamına da gelmez. Ulus
ayrılma hakkına sahiptir, ama koşullara
göre, bu hakkı kullanmayabilir de.
Böylece, kendi payımıza, proletaryanın, proleter devriminin
çıkarlarına göre, biz, ayrılığın yararına ya
da ona karşı ajitasyon yapmakta özgür
kalıyoruz demektir. Böylece,
ayrılma sorunu, duruma göre, her özel durum
içinde, tamamen tek başına bir sorun olarak
çözümlenmelidir ve işte tam bu nedenledir
ki, ayrılma hakkının tanınması sorununun,
şu ya da bu koşullar içinde ayrılmanın
yararlılığı ile karıştırılmaması gerekir.
." Stalin: Marksizm ve Ulusal Sorun ve
Sömürge Sorunu
Yurtsever Devrimcileri Sömürgeci Uşakları
olarak adlandırabilecek kadar milliyetcilik
çamuruna batan ve 1925 Şeyh Sait isyanı,
1928 Ağrı isyanı, 1930 Zilan isyanı gibi
hareketleri göklere çıkaran bu Marksist!!!
ler , Komintern in "Gericiler,
dinciler, mollalar, İngiliz ajanları,
şeyhler, aşiret reisleri"
olarak değerlendirdiği ve bu hareketleri
"milliyetçi görünüm altında dinsel
ayrıcalıkların ve feodal çıkarların
korunması"na yönelik olduğu
için desteklemediğini akıllarının ucuna bile
getirmemişler ya da gözardı etmişlerdir.
Bir Ulus içinde ki Ulusal toplumların kendi
kaderini tayin hakkı temelinde AYRILMA
istemi ve hareketi konusunda en önemli
sorun, ayrılma isteminin kimin tarafından
dile getirildiği sorunudur. Ustaların ve
Kominternin tavrı böyle bir hareketin
kitlesel niteliğinden çok yönetici gücünün
niteliği sorunununa göre eğilim
göstermektedir.
Bu sayfalarda gerek gerek Marksist
ustalardan gerekse Marksist yurtseverlerden
ULUS , ULUSALCILIK ve ULUSLARIN KENDİ
KADERİNİ TAYİN HAKKI konusunda yazılara yer
verilecektir.
Özellikle Ustaların yazılarını okurken
teorinin ve yorumun hangi dönem e ait olduğu
(sömürge-Burjuva Demokratik Devrimleri,
Emperyalist dönem ) hangi tip ülkeler den
bahsedildiği (feodal sömürgeci, kapitalist
emperyalist, sömürge, yarı sömürge) temel
alınması gereken belirleyici faktörlerdir.