ANA SAYFA | KÜTÜPHANE |  HESAPLAŞMA

SOSYALİST METOD - AHLAK

Ülkemizde Devrimci Mücadelede hakim bir eğilim olarak uygulanmayan, ama dünyadaki Devrimci Mücadele tarihinden deneyler sonucu ortaya çıkmış ve sosyalist kuşaklar arasındaki ilişkileri belirleyen bir sosyalist ahlak ve metod var.

Bu şöyle formüle edilebilir: Hayatın dinamizmini teşkil eden yeni kuşaklar, durmuş, yanılmış eski kuşağı yıkmış olmak için yıkmazlar. Yıkılan sakat ve bayağı eğilimler, derinliğine teorik araştırmalarla doldurulur.

Ayrıca sosyalizm bilimi dedikleri şey de, ister istemez her bilim gibi önce birikim bilimi aşamasından geçmek zorundadır.

Gelen her kuşak kendinden önceki kuşağın savaşları ve bilimsel araştırmalarını, sırf “her şey bizimle başladı” demek için yok sayarsa, sosyalizm bilimi nasıl birikir?

Her ülkenin kendi özgün ekonomik ve sosyal ilişkileri, çelişkileri iyice işlenmezse, sırf dünya sosyalizminin genel formüllerini tekerlemek bir ülkenin düşünce ve davranışlarını nasıl sosyalizm bilimi payesine yükseltebilir?

Her defasında bir önceki kuşağın tezine karşı sonraki kuşağın antitez yapması, diyalektik canlılığın kaçınılmaz sonucudur. Olmuştur, olacaktır. Her ülkenin yetişmiş, yetişecek kuşakları arasında bu diyalektiğin benzerleri gelişir. Yalnız bu oluş, eski teze yeni antitez çıkarmak gibi eski bir çelişki basamağında kalmaz. Mutlaka daha yüksek bir sentez uğruna gelişir.

Bağlayıcı ilke, dünyadaki uzun devrimci mücadeleler sonucunda oluşan metod ve ahlak budur.

Ülkemizde de devrimci mücadelenin 80 yılı aşan bir geçmişi var. Dolayısıyla hem teorik-ideolojik boyutta, hem de pratik mücadele anlamında bir birikim var. Bir gelenek var.

Türkiyeli devrimcilerin ilk aşamada beğenseler de beğenmeseler de bu ortak geçmişin varlığı üzerinde fikir birliği etmeleri gerekiyor.

Tarihsel maddeciliğin kurucu ustası Marks’ın insanlık tarihinin iç tutarlılığı bağlamında “yeni gelen her kuşağın, bir öncekisinin ulaştığı üretici güçlere sahip çıkıp onları yeni üretim için hammadde olarak hizmetlerine koşmaları yüzünden, insanlık tarihinde bir iç tutarlılık sağlanır“ tarzında formüle ettiği yaklaşımı, bizlerin ülkemizdeki devrimci mücadele sürecinin iç tutarlılığı düzeyinde ele alıp incelememiz ve uygulamamız gerekiyor.

Bu yasa yaşamsal olarak hayata geçirilmediği sürece Devrimci Mücadele de “tekrarlar” kaçınılmaz zorunluluk oluyor.

Dünya çapında sosyalist metod, sosyalist ahlak budur.



BİZ BİZE BENZERİZ

Bizde ise, garip bir çelişkidir ki, mevcut sistemin değişmesini istemeyenler, sömürülerini ve çıkarlarını sürdürebilmek için tüm bilgi ve deneyimlerden yararlanır ve bir sonrakilere aktarır.

Mevcut sistemlere karşı çıkanlar, sistemi değiştireceklerini iddia eden ilericiler, devrimciler ise, ne kendi deneyimlerini bilimsel bir objektiflik içerisinde belgeleyerek neden ve sonuçlarıyla birlikte aktarmakta, ne de biraz olsun yapılan bu tür çalışmaları değerlendirerek, önceki deneyimlerden ders çıkarmaktadırlar.

Bundan dolayı ülkemizde hep aynı oyunlar, değişik aktörlerle ve yeni makyajlarla piyasaya sürülebilmektedir.

Emperyalist güçler ve işbirlikçileri, Ulusal Kurtuluş Savaşımızla, Mustafa Kemal ve Devrimleri’yle, ülkemizdeki sosyo-ekonomik gelişmelerle, toplumsal çalkantılarla bizden daha fazla ilgilenmekte, bilgi sahibi olmakta ve tüm gelişmeleri mercek altına alarak yönlendirmeye çalışmaktadır.

Böylelikle, kendi çıkarlarına karşı olan gelişmelere müdahale edebilmekte, kontrol altına almaya çalışmakta, kontrol altına alamadıkları unsurları ise, nötralize etmeye, tasfiyeye uğratmaya ve yok etmeye çalışmaktadırlar.



TEK OYUNCULU SATRANÇ

Satranç kurallarına göre, beyaz taşlar ve siyah taşlar, tahtaya dizilir. Oyuncudan birisi beyaz taşlarla, diğeri siyah taşlarla oynayarak hamlelerini yapar ve bir diğerine üstünlük sağlayarak şahı düşürür ve karşı tarafı mat eder.

Ama Türkiye “demokrasi tiyatrosu” sahnesinde garip bir satranç oynanmaktadır. Yalnızca beyaz taşlara sahip olması ve bu taşları sürerek oyun kurması gereken güçler, siyah taşların kendilerini zor duruma düşürebilecek hamlelerine, müdahale edebilmekte, siyah taşlara sahip oyuncunun yürütmesi gereken taşları bile hareket ettirerek, kendisine karşı yapılması gereken hamleleri de kendisi yaparak, gerektiğinde yapılan hamleleri geri alarak oyunu kendi lehine sürdürebilmektedir.

Bu kural dışı hileli oyun sonucu, sivil-asker, devrimci ve yurtsever güçler tasfiye edilmekte, zararsız hale getirilmekte, vurularak, öldürülerek, asılarak fiilen yok edilmektedirler.

Bütün bu oyunların, oyuncularıyla, senaristleri ve sahneye koyucularıyla birlikte açığa çıkması, belgelenmesi ve yeni kuşaklara aktarılması gerekmektedir.

Bu bilgi ve deneyim aktarımı sayesinde oynanan ve oynanacak olan yeni oyunların, yeni tuzakların önceden görülebilmesi ve bu oyunlara gelinmemesi, aynı tuzaklara tekrar tekrar düşülmemesi önemli bir ölçüde önlenebilir.

Bu kitapta bir toplumsal başkaldırının nasıl bastırıldığı; asker-sivil yurtsever güçlerin oyuna getirilerek, provoke edilerek var olan güçleri abartılarak, kendi yatakları dışına nasıl çıkartıldığı; sol-gösterilip sağ-vuran 12 Mart 1971 hareketiyle 68 gençliğinin katledilişinin, perde arkası ve sahnelenme şekli; aktörleriyle birlikte anlatılmaktadır.
 

>>>>kahraman anarsist