K.V.
OSTROVITYANOV
SSCB EKONOMİSİNİN SOSYALİST
DÖNÜŞÜMÜNDE DEVLETİN
ROLÜ
YABANCI DİLLERDE
YAYIN EVİ
Moskova 1950
Sovyet
Devleti, şanlı otuzuncu yıldönümünde, ekonominin,
teknolojinin ve kültürün bütün alanlarında
dünya çapında tarihi öneme sahip zaferlere sahip
bulunmaktadır. Bütün dünyaya yüce örgütleyici
gücünü göstermiştir.
Sovyet Devleti’nin
sahip olduğu bu örgütleme ve dönüştürme
gücü, ülkemizin ekonomisinin sosyalist dönüşümünde
olağanüstü bir canlılıkla ortaya çıkmıştır.
I
Sovyet sosyal
sisteminin parlak ekonomik zaferleri otomatik olarak ortaya
çıkmamıştır. Bunlar Parti ve Sovyet Devleti tarafından
ortaya konan muazzam yönlendirme ve örgütleme
çalışmasının birer sonuçlarıdır. Ülkemizde
sosyalist inşa alanındaki otuz yıllık pratik çalışma,
Sovyet sosyal sistemindeki önder gücün – sosyalist
inşanın ideolojik ilham kaynağı ve önderi olan – Sovyetler
Birliği Komünist Partisi (Bolşevik) olduğunu çok
inandırıcı bir şekilde ispatlamıştır. Bunlar aynı zamanda
Sovyet sosyal sisteminin en önemli özelliğinin, ulusal
ekonominin gelişmesinde Sovyet Devleti’nin oynadığı özel
rol olduğunu da göstermiştir. Bu rol, burjuva devletinin
oynadığı ekonomik rolden temelde farklıdır.
Kapitalist
ekonominin gelişmesinde burjuva devletinin rolü, ekonomik
gelişmenin kendiliğinden akışını yalnızca olanaklı
kılabilmesi veya frenleyebilmesi gerçeği tarafından
sınırlanmaktadır. Emperyalist aşamada burjuva devleti, toplumun
gelişimini frenleyen gerici bir güç olarak hareket
etmektedir.
Sovyet Devleti’nin
ekonomik rolü, yalnızca ulusal ekonominin gelişimini olanaklı
kılmakla sınırlı değildir. Komünist Parti tarafından
yönlendirilen Sovyet Devleti, sosyalist ekonominin gelişimini,
Sosyalizm’in bilinen ekonomik yasaları temelinde, bilinçli
olarak ve plana uygun şekilde saptayan, ana, belirleyici güçtür.
Sovyet Devleti’ni
burjuva devletten ayıran karakteristik özellik, işçilerin,
köylülerin ve aydınların oluşturduğu gerçek bir
halk devleti olması, yalnızca tam siyasi gücü elinde
tutmakla kalmayıp, aynı zamanda ana üretim araçlarının
da sahibi olmasıdır.
Sovyet Devleti
siyasi iktidarla ekonomik gücün birliğinin canlı bir
örneğidir. Sosyalist sistem, ekonomiyle politika arasındaki
ilişkilerde yeni bir şey sunmaktadır. Parti'nin ve Sovyet
Devleti'nin politikasının ulusal ekonomi üzerindeki etkisi,
ekonomiyi muazzam bir oranda büyütmekle kalmaz, aynı
zamanda yeni bir nitelik kazandırır. Bu, aşağıdaki ana
özelliklere sahiptir:
1. Özel
mülkiyet, kapitalist sömürü ve anarşinin hakim
olduğu kapitalizmde ekonomik yasalar, Engels'in belirttiği gibi,
insanoğlunun iradesini hakimiyet altına alan azgın hükümdarlar
gibi işlerler.
Üretim
araçlarının kamusal, sosyalist mülkiyetine dayanan
sosyalist üretim biçiminde, ekonomik yasalar, azgın
hükümdarlardan toplumun hizmetçilerine
dönüştürülürler. Bu yasalar insanoğlunun
iradesini hakimiyet altına alan temel güç olarak değil
de ulusal ekonominin planlı olarak yönlendirilmesi için
bilinçli bir şekilde kullanılan ve uygulanan bir güç
olarak işlerler.
Sosyalizm’in
ekonomik yasalarının gerekli kabul edilen özel niteliği, bu
yasaların bilimsel ifadesini Parti'nin ve Sovyet Devleti'nin
politikasında bulmaları ve bu politikanın, ulusal ekonominin
Sovyet Devleti ve Parti tarafından planlı olarak yönlendirilmesiyle
pratik uygulama şeklinde işlemeleridir. Bu nedenle, Parti'nin
politikası Sovyet sisteminin yaşamsal temelidir.
Bu
nedenle, Sosyalizm'de, yalnızca Sosyalizm'in ekonomik yasaları
hakkındaki bilgi değil, aynı zamanda bunları pratik sosyalist
inşa çalışmasında uygulama yeteneği de özel bir önem
kazanır. Komünist Parti tarafından yönlendirilen Sovyet
Devleti'nin ekonomik politikasının gerektirdiği önlemlerin
uygulanması sırasında sosyalist ekonominin yasaları bilinçli
bir şekilde uygulanmadığı ve değerlendirilmediği sürece
Sovyet ekonomisinin gelişimi olanaksızdır.
2.
Engels'in Schmidt'e yazdığı mektuplarından birinde belirttiği
gibi, kapitalizmde “... ekonomik hareket yönünü...
bir yanda devlet gücünün hareketinden ve diğer yanda
da kendiliğinden ortaya çıkan muhalefetin hareketinden
alır.”
Bunun sonucu olarak kapitalist ekonomi çoğu kez kendini,
Krylov'un masalındaki, kuğu, yengeç ve turnabalığının
tamir etmeye kalkıştığı at arabasının durumunda bulur.
Birbirine zıt, karşıt olan siyasi güçlerin çatışması
nedeniyle çoğu kez hiç kimsenin arzu etmediği sonuç
ortaya çıkar.
Sosyalist toplumda
durum tümüyle farklıdır.
Sınıf veya ulusal
karşıtlıkların olmadığı sosyalist toplumda, kökleri tek
tip bir mülkte, iki biçimdeki sosyalist mülkte
bulunan, halkın ahlaki ve siyasi birliğine sahip bulunmaktayız. Bu
birlik en açık ifadesini, Sovyet halkının tümü
arasında yoğun bir prestij sahibi olan ve onların sınırsız ve
sadık desteğine sahip olan tek partinin, Sovyetler Birliği
Komünist Partisi (Bolşevik)'in varlığında bulmaktadır.
Bunun sonucu olarak,
Parti'nin ve Sovyet Devleti'nin politikasının ulusal ekonomi
üzerindeki aktif etkisi bütünlüklü ve
güçlüdür ve halkın çıkarlarıyla
çatışmaktan uzak, bunlarla çakışmaktadır ve bu
nedenle de halk tarafından aktif olarak desteklenmektedir.
3. Ulusal ekonominin
gelişiminde Parti'nin ve Sovyet Devleti'nin politikasının rolü,
kitlelerin bu politikanın uygulanmasına aktif olarak katılmalarıyla
büyük ölçüde artmaktadır.
Sosyalist
toplumdaki ana üretici güçler olan işçiler
ve köylüler, devletleri aracılığıyla üretim
araçlarının ortak sahibidirler. Bunun sonucu olarak, üretim
araçları, sermayenin düşman gücü olarak
işçilerin ve köylülerin karşısında durmaz. Bu,
kitlelerin Parti'nin ve Sovyet Devleti'nin politikasının
uygulanmasına aktif olarak katılmalarının maddi temelini
oluşturur.
Bundan da modern
zamanların yenilmez hareketi – kitlelerin yaratıcı insiyatifinin
bitmez tükenmez kaynağı olan, işçiler tarafından
yaratılan icatlarda, yeniliklerde ve emeğin örgütlenmesinde
ve üretim yöntemlerindeki sürekli gelişmelerde
ifadesini bulan – sosyalist yarış ortaya çıkmaktadır.
Bütün bunlar bilim ve teknolojiyi desteklemekte, sosyalist
birikimin ek yedeklerini ortaya çıkarmakta ve sosyalist
toplumun üretim güçlerinin misli görülmemiş
bir hızla gelişmesini sağlamaktadır.
4.
Partimizin politikası, Sovyet sisteminin yaşamsal temelidir. Sovyet
halkının ahlaki, politik ve ideolojik birliği, en ileri ve gerçek
anlamda bilimsel dünya bakışının – Marksizm-Leninizm'in –
hakimiyetinde ifadesini bulmaktadır.
Üretim
araçlarının sosyalist mülkiyeti ve Sovyet halkının
ahlaki, politik ve ideolojik birliği sayesinde devletimiz, sosyalist
inşa planlarını uygulama konusunda, tek bir amaca ulaşmak üzere-
ekonomik, politik ve ideolojik – bütün unsurları
harekete geçirebilmektedir. Bütün bunlar Parti'nin
ve Sovyet Devleti'nin politikasının ulusal ekonomi üzerindeki
düzenleyici ve dönüştürücü etkisini
büyük ölçüde artırmaktadır.
Bütün
güçlerin böylesine konsantrasyonu, sınıf
çelişkileriyle parçalanan burjuva toplumunda
imkansızdır. Parti'nin ve Sovyet Devleti'nin politikası, ekonomik
gelişmeyi, Sosyalizm'in bilinen ekonomik yasaları temelinde plana
uygun olarak örgütleyen ve yönlendiren bir güçtür.
Sosyalizm'de
ekonomik temelin, politik ve ideolojik üst yapılar üzerinde
uyguladığı etki sorunu, yeni bir biçimde ortaya
çıkmaktadır. Üretim biçiminin politik, adli ve
ideolojik üst yapıyı belirlediği şeklindeki yasa, tarihi
materyalizmin teorisi tarafından belirlenen ve tarihte bu güne
kadar kendiliğinden bir şekilde işlemiş olan bu yasa, şimdi
Parti ve Sovyet Devleti tarafından pratik sosyalist inşa
çalışmasında bilinçli bir şekilde
uygulanmaktadır. Bunun ifadesi olarak Parti ve Sovyet Devleti,
politik çizgilerini belirlerken ekonomik gelişimin yeni
gerekliliklerinden ve ilerici eğilimlerinden yola çıkarlar
ve politikalarını Sosyalizm'in ekonomik yasalarının bilimsel
analizine ve bilinçli olarak kullanılmasına dayandırırlar.
Bu,
Sovyet Devleti'nin, Sovyet halkının üretici güçleri,
kapitalist ekonominin niteliği olan kayıplar ve karışıklıklar
olmadan ekonomik gelişmeyi teşvik etmelerini olası kılar. Bu,
ekonomik gelişimi, Marks'ın deyimiyle “enerjinin en az şekilde
kullanılması yoluyla ve kendi insan niteliklerine en uygun şekilde
ve buna en iyi şekilde layık olan şartlarda” yönlendirmelerini
olası kılar.
Bu
nedenle, ulusal ekonomide meydana gelen süreçlerin
incelenmesi, doğru bir politik çizgi belirlenmesi için
en önemli şarttır.
Diğer
yanda, ekonomik süreçleri ve önlemleri, politik
görüş açısından, devletin bir bütün
olarak hedefleri açısından değerlendirmek önemlidir.
Bu şekilde, politikayla ekonominin birliği, sosyalist inşanın
yönlendirilmesinde en önemli ilkedir.
II
Sosyalist ekonomide
Sovyet Devleti'nin ekonomiyi örgütleme işlevleri,
olağanüstü önem kazanır.
Sovyet
Devleti'nin yönlendirme, örgütleme ve dönüştürme
rolü olmadan, sosyalist ekonominin gelişimi ve daha sonra
Komünizm'e doğru evrimi olanaksızdır.
V.İ.
Lenin, Sosyalizm'in gelişmesiyle, Sosyalist Devlet'in ulusal
ekonomiyi yönlendirmesindeki işlevinin istikrarlı bir şekilde
büyüyeceğini öngörmüştü. 26 Mayıs
1918'de yapılan Ulusal Ekonomi Konseyleri Birinci Kongresi'nde
yaptığı konuşmada Lenin devlet tarafından yerine getirilen
çeşitli işlevler arasında, özellikle ekonomik
işlevlerin büyümesinin, gelişmesinin ve sağlam bir
şekilde oluşturulmasının kaçınılmaz olduğunu
belirtmişti.
Lenin'in
Sovyet Devleti'nin işlevleriyle ilgili öğretilerini geliştiren
Stalin yoldaş, SBKP(B) Sekizinci Kongresi'ne sunduğu raporda Sovyet
Devleti'nin gelişimi sırasında iki aşamadan geçtiğini
gösterdi. İlk aşamada devletin ekonomik, örgütsel ve
kültürel-eğitimsel işlevlerinin henüz önemli
ölçüde gelişmediğini, ikinci aşamada, sömürücü
sınıfların tasfiye edilmesinden sonra “devletimizin ülke
içindeki esas görevinin, barışçıl ekonomik
örgütleme ve kültürel eğitim” olduğunu
belirtmiştir.
Sovyet Devleti'nin
ekonomik rolü, burjuva devletinin ekonomik rolünden ilkesel
olarak, radikal bir şekilde farklıdır.
Kapitalist toplumda
ulusal ekonomi devlet tarafından kontrol edilmez. Tam tersine devlet
kapitalist ekonomi tarafından kontrol edilir.
Burjuva
devleti, kendiliğinden gelişen kapitalist ekonomiyi, ekonomik
yaşama yapılan bireysel müdahaleler aracılığıyla dolaylı
olarak etkiler. Bunu yaparken de şiddet ve zorlama mekanizmasına
dayanır. Ulusal ekonomiyi doğrudan yönlendirmek ve yönetmek
burjuva devletinin işlevi değildir. Bu özel işletmelerin
alanına girer.
Sovyet Devleti,
ulusal ekonominin tümünü planlı olarak yönlendirir.
Ulusal ekonominin planlı olarak yönlendirilmesi, Sovyet
Devleti'nin ekonomik-örgütsel işlevinin en önemli
bölümüdür.
Sovyet
Devleti, ulusal ekonominin planlı olarak yönlendirilmesinde
Sosyalizm'in ekonomik yasalarını işletir. Sosyalist planlama, esas
olarak üretim araçlarının kamusal mülkiyetine
dayanan sosyalist ekonomi için objektif bir gereklilik
olduğundan, Sosyalizm'in ekonomik yasası gücüne sahiptir.
Planlamanın
özünde, Parti ve Sovyet Devleti'nin ülke çapında
milyonlarca kişinin emeğini örgütlemesi ve yönlendirmesi,
emekçi kitleleri, kendilerini coşturan açık
hedeflerle silahlandırmak, yaratıcı insiyatiflerini stimüle
etmek ve bu şekilde planlanan görevleri gerçekleştirme
ve fazlasıyla gerçekleştirme mücadelesinde emeğin
kahramanlıklar göstermesi için kendilerine ilham kaynağı
olması yatmaktadır.
Hareketin
ekonomik yasası olarak sosyalist planın özü, yalnızca
sayıların ve hedeflerin sıralanmasıyla sınırlı değildir.
Stalin yoldaşın belirttiği gibi yalnızca bürokrasi memurları
ve bürokratlar bu şekilde düşünürler. Sosyalist
plan, Parti'nin ve Sovyet Devleti'nin rehberliğinde bu planı
uygulayan milyonlarca kişinin canlı emek eylemlerinde
cisimleşmiştir.
Lenin ve Stalin,
sosyalist planlamanın bu yönlendirici, örgütleyici
gücüne her zaman olağanüstü önem
vermişlerdir.
Sovyet
Devleti: 1) ülkemizin ekonomik bağımsızlığını
garantilemek ve savunma gücünü artırmak; 2) daha
yüksek aşama olan Komünizm'e doğru ilerlememiz sırasında
sosyalist üretim ilişkilerinin bölünmez hakimiyetini
garantilemek; 3) ulusal ekonomimizin gelişmesinde belirlenen bütün
görevlerin başarılı bir şekilde gerçekleştirilmesini
garantileyecek şekilde dengeleri sağlamak ve üretim
araçlarının ve emek gücünün yedeklerinin
yardımıyla dengesizlikleri gidermek üzere bu gücü
büyük bir başarıyla değerlendirmektedir:
Kapitalizm'de
sosyal üretim ile sosyal ürünün
gerçekleştirilmesi arasındaki oranlar, pazar fiyatlarında
üretimin fiyatlarının üstünde veya altındaki
dalgalanmalar tarafından kendiliğinden bir şekilde
oluşturulmaktadır. Kapitalizmin yasaları, sürekli
karışıklıklar, sapmalar ve oransızlıklar vasıtasıyla
işlemektedir. Kapitalizm'de bulunan uzlaşmaz çelişkileri
ifade eden kapitalist üretimdeki açık oransızlıkları
geçici olarak ortadan kaldırmanın tek yolu, periyodik aşırı
üretim krizleridir.
Sosyalist
üretim, maden ve imalat sanayileri, sanayi ve tarım, ulaşım
sistemi ve ulusal ekonominin diğer dalları, üretimin büyümesi
ve tüketimin büyümesi, vb. arasındaki oranların
bilinçli bir şekilde oluşturulması temelinde gerçekleşir.
Sosyalist planlı ekonominin dikkat çeken bir özelliği,
üretimin gelişim oranını, sürekli ve gittikçe
artan hızlı gelişmeyle birleştirmesidir.
Sovyet
Devleti, ulusal ekonominin gelişmesinde kesin oranların
planlanmasında, bunları değişmez olarak görmez. Planların
üstüne çıkma mücadelesinde kitlelerin yaratıcı
insiyatiflerini her şekilde teşvik eder ve bu da halen kabul
edilmiş olan planların gözden geçirilmesini gerekli
kılar.
Emrinde üretim
araçları ve emek gücü fazlalığı olması
nedeniyle, Sovyet Devleti ulusal ekonomik planların uygulanması
sırasında gerekli değişiklikleri yapabilir ve yeni oranlar
belirleyebilir. Bu da, kapitalizmde kaçınılmaz olan ekonomik
çalkalanmalara neden olmadan, insanlık tarihinde misli
görülmemiş bir hızla gelişmeyi garantiler.
III
Sovyet
Devleti'nin ekonomik-örgütsel işlevleri sosyalist ulusal
ekonominin planlanmasıyla sınırlı değildir. Bunlara devletin,
sosyalist işletmelerin doğrudan yönetimi ve tarımsal
artellerin seçilmiş organları aracılığıyla kolhoz
üretiminin gelişmesinin günlük, uygulamayla ilgili
yönlendirilmesi de dahildir.
Bu
yönetim, otoriter ve zorlayıcı nitelikte emirler ve talimatlar
veren yönetim organları aracılığıyla uygulanır. Bunların
uygulanması zorunludur.
Sosyalist
planlamanın Sovyet ekonomisinde ekonomik yasa gücüne sahip
olduğunu gördük. Ulusal ekonominin belli bir sürede –
bir yıl veya beş yıl –gelişmesi için plan, Yüksek
Sovyet tarafından onaylandıktan sonra, devletin yasal gücünü
kazanır. Bu, ulusal ekonominin gelişimi için planları
zorunlu hale getirir ve büyük bir yetki kazandırır.
Ulusal
ekonominin gelişmesi için planın devlet yasası olarak
görülmesiyle, bütün işletmelerin bu planı
uygulamaları zorunlu hale gelir. İşletmeyi, planın uygulanması
konusunda devlete karşı sorumlu hale getirir. Bu sorumluluk yasa
tarafından belirlenmiştir ve planın disiplinini ihlal edenlere
karşı devletin zorlayıcı önlemler almasını gerekli
kılar.
Sovyet Devleti'nde
devletin zorlayıcılığının nitelik ve karakteri temel bir
değişikliğe uğrar.
Kapitalizm'de
devletin zorlayıcılığı, sömürünün en üst
düzeyde yoğunlaştırılması için, çalışan
halk kitlelerinin baskı altına alınmasının bir aracıdır.
Sosyalizm'de
devletin zorlayıcılığı halkın yararına uygulanır. Planı ve
emeğin disiplinini korumak ve sağlamak için kullanılır.
Sosyalist toplumda mümkün olduğunca az verip mümkün
olduğunca çok almaya çalışan, disiplini ihlal eden
ve sekteye uğratan kişilere karşı kullanılır.
Sovyetler
Birliği vatandaşlarının ezici çoğunluğu Sovyet
Devleti'nin kararlarına ve emirlerine sıkı sıkıya uymanın
gerekliliğini kavrarlar ve özgür ve gönüllü
bir şekilde bunu yerine getirirler. Bu durumda devletin
zorlayıcılığı, Lenin'in mecazi bir şekilde benzettiği gibi,
iyi bir orkestranın yönetilmesine benzer. Yalnızca planı ve
emeğin disiplinini ihlal edenlere karşı sert diktatörlük
biçimine bürünür.
Marks,
proletarya diktatörlüğü döneminde,
mülksüzleştirenlerin mülksüzleştirilmesi
amacıyla kullanılan devlet şiddetini, ekonomik bir potansiyel
olarak görmüştür.
Engels,
Schmidt'e mektubunda “ya da siyasi güç ekonomik olarak
güçsüzse, proletaryanın siyasi diktatörlüğü
için niye savaşıyoruz? Güç (yani devlet gücü)
aynı zamanda ekonomik bir güçtür”
Sovyet Devleti'nin
organlarının başvurduğu idari yönetim araçları,
sosyalist üretimin ve dağıtımın ekonomik kaldıraçlarından
yararlanılması gibi, ekonomik araçlardan ayrılmalıdır.
Planlı
yönlendirmenin ekonomik kaldıraçları 1)sosyalist
üretimin artırılması için maddi teşvik etmeninden
yararlanılmasına ve 2) gerek yapılan iş için ödeme
yapılmasıyla gerek farklı sosyalist işletmeler arasındaki
ilişkilerle ilgili olarak emek eşitliği ilkesinin uygulanmasına
dayanır.
Burjuva
ekonomistleri üretimin ilerlemesini rekabet ve kâr dürtüsü
olmadan düşünemiyorlar ve sosyalist ekonomi sisteminin,
insan toplumunda üretici güçlerin gelişimi için
maddi teşviki öldürdüğü yönündeki
uydurma iddiaları temelinde bu sistemin çökeceği
öngörüsünde bulunuyorlar. Aslında sosyalizm
üretimin gelişimi için özel kapitalist teşviki
öldürmekte ve sosyalist üretimin gelişimi için
sosyalist öncesi toplum biçimlerinde bilinmeyen yeni ve
güçlü maddi teşviki geliştirmektedir. Sosyalizm
işçiye çalışmak için gerçek bir
teşvik sağlamaktadır ve bu sosyalist ekonominin gelişimi için
belirleyici itici güçlerden birisidir.
Birincisi,
sosyalist toplumda çalışma sosyal bir işlevdir. Bunun
anlamı, kapitalistlerin kârları için değil, kendi
yararınıza ve toplumun yararına çalışmanızdır.
İkincisi, Engels'in belirttiği gibi, emek gücünün
bir meta rolünden kurtarılmasıdır. Bu, sosyalist toplumda
işçinin sosyal üretimdeki payının emek gücünün
değerine değil, toplumun yararına ortaya koyduğu işin nicelik ve
niteliğine bağlı olduğu anlamına gelmektedir.
Üçüncüsü,
sosyalist toplumda işçilerin emekleriyle üretilen fazla
ürünler parazit, sömürücü sınıfların
yaşatılması ve kapitalist sömürü ilişkilerinin
genişletilmesi için değil, çalışanların sosyal
gereksinmelerini karşılamak, sosyalist üretimin
genişletilmesi, çalışanların maddi ve kültürel
standartlarının yükseltilmesi ve ülkenin savunma gücünün
artırılması için kullanılır. Başka bir deyişle,
çalışanların kendi çıkarlarına uygun olarak
kullanılır.
Tarihte ilk kez,
yapılan işe uygun dağıtım şeklindeki sosyalist ilke, özel
çıkarların kamu çıkarlarıyla doğru bir şekilde
birleştirilmesi için gerekli tüm şartları
yaratmaktadır.
Sovyet
Devleti, yapılan işe göre ödeme şeklindeki sosyalist
ilkeyi, Sosyalizm'in ekonomik yasası olarak uygular ve çeşitli
ödeme biçimleri kullanır: parça başı, bonus ve
devlet işletmelerinde başka biçimler ve çalışma
günü birimlerine göre dağıtım ve kolhozlardaki
çalışma için ek ödemeler. Bu yapılan işe göre
çeşitli, somut dağıtım biçimleri Sovyet Devleti'nin
elinde, sanayinin ve tarımın gelişmesinde belirleyici bir araçtır.
Yeni Stalin beş
yıllık planda (1946-1950) sosyalist üretimi artırmanın bu
araçlarına son derece önemli bir rol yüklenmektedir.
Bu beş yıllık planda kolhozlardaki üretimi artırmanın
ekonomik araçlarına her zamankinden daha büyük önem
verilmektedir.
Sovyet
Devleti, aynı kişisel maddi teşvik ilkesini, devlet işletmelerinin
yönlendirilmesinde ve yönetilmesinde uygulamaktadır: bu
maliyet hesaplamada ifade bulmaktadır. İkinci Bütün Rusya
Siyasi Eğitim Bölümleri Kongresi'nde V.İ. Lenin “..
ulusal ekonominin her önemli branşı kişisel teşvik ilkesi
üzerinde inşa edilmelidir”
demiştir. Ulusal ekonominin her önemli branşını kişisel
teşvik ilkesi üzerinde inşa etmek demek, her işçinin
ücretini yaptığı işe bağlı kılmak ve her işletmenin
maddi pozisyonunu bu işletme tarafından yapılan işe bağlı
kılmak demektir.
Sosyalist işletmeler
giderlerini gelirleriyle dengelemeli, ekonomik bir şekilde
çalışmalı, emeğin üretkenliğini artırmalı, üretim
maliyetini düşürmeli, kârlılığını artırmalı
ve planını yerine getirmeli ve aşmalıdır. Belli bir devlet
işletmesine ayrılan fonların tutarı, yaptığı işe, planı ne
derece yerine getirdiğine bağlıdır.
İşletmelerin iyi
bir şekilde çalışmalarının teşviki iki şekilde olur:
bonuslar şeklinde maddi ve Başarı Pankartları, şeref nişanları
şeklinde manevi teşvikler.
Diğer
yanda yapılan işe göre ödeme ve maliyet hesabı sosyalist
ilkeleri emek eşiti ilkesine bağlıdır. Bu, değer yasası ve
meta-para ilişkileri yardımıyla uygulanır.
Marks'ın
Gotha Programı'nın Eleştirisi'nde ortaya koyduğu gibi,
yapılan işe göre ödeme şeklindeki sosyalist ilke,
metaların değişiminin dayandığı emeğin eşdeğeri ilkesine
bağlıdır. Emeğin eşdeğeri ilkesinin emek için ödeme
yapılmasına uygulanması demek “kamu fonuna giden tutarın
düşülmesinden sonra, her işçi ... toplumdan,
topluma verdiği kadarını alır”
demektir.
Komünizm'den
farklı olarak Sosyalizm'de emek için ödemenin
karakteristik özelliği, yapılan işin nicelik ve niteliğine
doğrudan bağlı olmasıdır. Emek için sosyalist ödeme
ilkesinin dayandığı eşdeğer, içerdiği değeri oluşturur
ve para şeklinde ödenir.
Halâ
tüketim maddelerinin bolluğunun olmadığı bir durumda, para
şeklindeki ödeme en esnek biçimdir. Bu, emek için
sosyalist ödeme ilkesinin daha tutarlı bir şekilde
uygulanmasını ve sosyalist toplumda işçilerin çeşitli
taleplerinin daha iyi karşılanmasını mümkün kılar.
Sovyet
Devleti, meta-para ilişkilerini ve bunların dayandığı değer
yasasını, devletin, sosyalist işletmelerin yönetilmesinde
maliyet hesabının uygulanmasının araçları olarak
kullanır. Sosyalist işletmeler, varolmak ve genişletilmiş yeniden
üretimi sürdürebilmek için, harcadığı emeğe
karşılık olarak, toplumdan hem para hem mal olarak karşılık
almalıdır. Bu nedenle, devlet işletmelerinin maliyet hesabı
yönetim metodu, her işletme tarafından harcanan emek için
eşdeğer karşılık ilkesine bağlıdır. Bunun için
karşılık değer yasası temelinde değişik biçimde para
olarak ödenir.
Marks,
son aşamada, bütün ekonominin zaman ekonomisi olduğunu
belirtmiştir.
Bu
amaca, değer yasasına dayanan maliyet hesabı yardımıyla
ulaşılır. Devlet işletmelerinin yönetiminde bir metod olarak
maliyet hesabının önemi, ekonomiyi ve üretimde randımanı
stimüle etmesinde, üretimin maliyetinin düşürülmesinde
ve işletmenin kârlılığının artırılmasında yatar.
Sosyalist
üretimin artırılmasının araçları arasında, Sovyet
Devleti'nin sürekli olarak izlediği üretim maliyetinin
düşürülmesi politikası olağanüstü bir
öneme sahiptir. Sovyet Devleti, beş yıllık planlarında
üretim maliyetinin düşürülmesinde kesin oranları
belirler ve bu şekilde fabrika yöneticilerimizi üretimin
sosyalist rasyonalizasyonu yoluna, teknik ilerleme yoluna sokar.
Üretim
maliyetinin düşürülmesi, Sovyet Devleti tarafından
izlenen fiyatların düşürülmesi politikasının
temelidir. Bu politika, tedavüldeki paranın güçlendirilmesine,
gerçek ücretlerin artırılmasına, sanayi ve tarım için
pazarın genişletilmesine ve sosyalist birikimin büyümesine
yol açar.
Değer
yasası aynı zamanda ticaret alanında – devlet, kooperatif ve
kolhoz – üretimin ve dağıtımın, finansmanın yardımıyla
kontrol edilmesi amacıyla kredi alanında, tedavüldeki para
alanında vb. kullanılır.
Sosyalist
ekonomi sisteminin yararlandığı büyük avantaj, üretim
araçlarının kamusal, sosyalist mülkiyetine dayanan
Sovyet Devleti'nin, değer yasasını, insanın iradesine hakim olan
temel güçten, ulusal ekonominin planlı
yönlendirilmesinin bir aracı haline dönüştürmüş
olmasıdır.
Bunlar,
Sovyet Devleti'nin ulusal ekonominin planlı yönlendirilmesinde
ve sosyalist işletmelerin yönetiminde kullandığı ekonomik
araçlardır.
IV
Komünist
Parti tarafından yönlendirilen Sovyet Devleti varolduğu otuz
yıl içinde, ulusal ekonominin planlanması ve sosyalist
üretim biçimi tarafından yaratılan ekonomik araçları
ve yeni itici güçlerin becerili bir şekilde kullanılması
sonucunda dünya çapında tarihi öneme sahip
başarılar elde etmiştir.
Birinci
Beş Yıllık Plan, sosyalist ekonominin temellerinin inşa edilmesi
için bir plandı.
Sanayileşme
politikasını uygulamak suretiyle Sovyet Devleti geçiş
döneminin ana çelişkilerinden birisi olan, en ilerici
siyasi güç biçimiyle, geri bir ulusal ekonomi
arasındaki çelişkiyi ortadan kaldırmıştır.
Sovyet
Devleti, köylü çiftliklerinin çoğunluğunu
kollektifleştirme politikasını uygulamak suretiyle, sosyalist
sanayiyle, kaçınılmaz olarak kapitalist unsurları doğuran
dağınık, küçük köylü çiftçiliği
arasındaki çelişkiyi ortadan kaldırmıştır.
Bu,
sömürücü sınıfları tasfiye etme, ülkenin
teknik inşasını tamamlama ve esas olarak sosyalist toplumu inşa
etme hedeflerini belirleyen İkinci Beş Yıllık Plan'ın temelini
hazırlamıştır.
İkinci
Beş Yıllık Plan'ın tamamlanmasının sonucu olarak, modern
teknoloji temelinde sanayi ve tarımın teknik inşası esas olarak
tamamlanmıştır.
İkinci
Beş Yıllık Plan'ın tamamlanmasının sosyal-politik alandaki en
önemli sonucu, sömürücü sınıfların
kalıntılarının tasfiyesi, işçilerin, köylülerin
ve aydınların birleşik bir emek cephesinde toplanması ve S.S.C.B.
halklarının moralinin ve siyasi birliğinin güçlendirilmesi
olmuştur.
Bu,
ülkenin siyasi yaşamının tümüyle
demokratikleştirilmesinin, ülkenin ekonomik temelinin, siyasi
üstyapıda buna denk düşen değişikliklerle taçlanmasının
temellerini yaratmıştır.
Stalin
Yoldaş bu görevi Parti'nin Onyedinci Kongresi'ne sunduğu
raporunda formüle etmişti: “Gerçekler gösteriyor
ki, S.S.C.B.'nde sosyalist toplumun temellerini halihazırda inşa
etmiş bulunuyoruz ve şimdi yapmamız gereken tek şey üst
yapıyı yükseltmektir – bu hiç şüphesiz ki
sosyalist toplumun temellerini inşa etmekten çok daha kolay
bir görevdir.”
Bu
görev yeni Stalin Anayasası'nın sunulmasıyla
gerçekleştirilmiştir. Bu, ekonomik temelde ve sosyalist
toplumun sınıf yapısında meydana gelen değişiklikleri göz
önüne alan Parti'nin ve Sovyet Devleti'nin, siyasi
üstyapıda buna denk düşen değişiklikleri nasıl
gerçekleştirdiğinin canlı bir örneğidir.
Sovyet
Toplumu'nun ekonomisinde ve sınıf yapısında meydana gelen derin
değişikliklerin sonucu olan Stalin Anayasası da buna karşılık
sosyalist ekonominin gelişmesini büyük ölçüde
etkilemiş ve Sovyet Devleti'nin ekonomik ve siyasi gücünü
misli görülmemiş derecede artırmıştır.
Parti
ve Sovyet Devleti bu görkemli zaferleri, yıllar süren
emperyalist ve iç savaş tarafından tümüyle
yıkıntıya döndürülmüş olan ülke
ekonomisinin geriliği tarafından yaratılan büyük
güçlüklerin üstesinden gelmek için
sürdürülen yoğun bir mücadeleyle, bizi
çevreleyen düşman kapitalist çember tarafından
yaratılan şartlarda ve ülkemizde Sosyalizm'in inşası
çalışmasını sekteye uğratmak ve yeniden kapitalist
gelişim yoluna geri döndürmek, ülkeyi emperyalist
güçlerin bir sömürgesi haline getirmek için
tüm güçleriyle çaba gösteren, yabancı
casusluk örgütlerinin ücretli ajanları olan, halkın
en büyük düşmanları Troçkistler ve
Buharinciler'e karşı mücadeleyle kazanmıştır. Komünist
Partisi ve Sovyet Devleti'nin yönlendirmesi altında yaratılan
sosyalist ekonomi sistemi, şanlı bir şekilde varolduğu otuz
yıllık dönemde ne kadar ilerici ve geçerli olduğunu ve
kapitalist sisteme nazaran ne kadar büyük avantajlara sahip
olduğunu ispatlamıştır.
Sosyalist
sistem, üretici güçlerin gelişimi için
sınırsız bir ufuk oluşturduğu için son derece ilericidir.
Sovyet
Devleti planların uygulanması ve planlı yönlendirme sürecinde
sosyalist ekonominin yasalarını uygulamakta ve kontrol etmektedir.
Bu yasalar ulusal ekonominin gelişimi için planlarda bilinçli
bir şekilde belirlenen görevler olarak öne çıkmaktadır.
Ekonomik
krizlerin belirleyici unsur olduğu, üretimin periyodik gelişimi
şeklindeki kapitalist yasanın tersine, sosyalist ekonominin yasası,
ulusal ekonominin bütün branşlarındaki üretici
güçlerin sürekli büyümesidir. Sovyet
Devleti tarafından bilinçli bir şekilde uygulanan sosyalist
ekonomi sisteminin bu yasası, bütün Stalin beş yıllık
planlarında açıkça kendini göstermektedir.
Sosyalist
üretimin misli görülmemiş hızla gelişimi, Stalin
Yoldaş tarafından, 9 Şubat 1946 tarihindeki bir seçim
toplantısında yaptığı konuşmada açık bir şekilde
ortaya konmuştur. Stalin Yoldaş: “... ülkemizin bir tarım
ülkesinden bir sanayi ülkesine dönüşümü
yalnızca onüç yıl kadar sürmüştür”
demiştir.
“Böylesine
büyük bir görevin yerine getirilmesi için onüç
yılın inanılmaz derecede kısa bir dönem olduğunun kabul
edilmesi gerekir.”
Savaş,
sosyalist ekonomi sisteminin özelliği olan, üretici
güçlerin sürekli büyüme yönündeki
eğilimini daha da büyük bir güçle ortaya
koymuştur. Savaş dönemindeki çok büyük
güçlüklere ve düşmanlar tarafından ulusal
ekonomimizde yaratılan büyük yıkım ve kayıplara karşın,
sanayi ve tarımda sosyalist üretim kararlı bir şekilde
artmaya devam etmiştir.
Savaş
sonrası Ulusal Ekonominin Restorasyonu ve Gelişimi için Beş
Yıllık Plan, sosyalist üretimin gelişiminde önemli ileri
bir adım atmıştır ve sosyalist toplumun üretici güçlerini
istikrarlı bir şekilde artırma politikasını devam ettirmektedir.
Sosyalist
ekonomi sistemi savaşın yoğun denemelerinden her zamankinden daha
güçlü çıkmışken ve üretici güçlerin
sürekli arttığı yolda emin adımlarla daha da ileri giderken,
kapitalist dünya, üretimde savaşın yol açtığı
canlanmanın ardından, üretim düzeyinde düşüş
ve işsizlik düzeyinde artış tarafından karakterize edilen
periyodik gelişim yoluna girmiştir ve aşırı üretimin ve
bunun getirdiği kötülüklerin neden olduğu krizin
yaklaşmasını korku içinde beklemektedir.
Sovyet
sosyalist ekonomi sistemi varolduğu otuz yıllık dönemde
emekçilere ücret köleliğinden, açlıktan ve
yoksulluktan kurtuluşu getiren ve halkın maddi ve kültürel
standartlarında yükselişi ekonomik gelişimin bir yasası
haline getiren tek sistem olduğunu kanıtlamıştır.
Çalışanların
maddi ve kültürel standartlarını yükseltmek,
Sosyalist Devletin bilinçli bir şekilde uygulanan
politikasıdır. Çünkü bu işçilerin ve
köylülerin bir devletidir ve ayrıca bu Sosyalizm'in
ekonomik bir yasasıdır. Çalışanların yaşam standardının
yükseltilmesi şeklindeki ekonomik gereklilik, emeğin
üretkenliğinin büyümesini stimüle etmesi
gerçeğinden kaynaklanmaktadır ve sanayi ve tarım ürünlerine
olan talebin sürekli artmasını sağlayan esas unsurdur ve bu
nedenle aşırı üretim krizleri olasılığını önlemektedir.
Çalışanların
maddi ve kültürel standartlarının yükseltilmesi,
sosyalist ekonominin başlıca ayırdedici özelliklerinden
birisidir.
Büyük
Yurtsever Savaş sırasında Sovyetler Birliği'nde çalışanlar,
zafer elde etmek için bireysel tüketim konusunda
kendilerini büyük ölçüde sınırlandırmak
zorundaydılar. Savaşın zaferle sonuçlandırılmasının
ardından şimdi Sovyet Devleti yine çalışanların maddi ve
kültürel standartlarını yükseltme göreviyle
karşı karşıyadır.
Sovyet
Devleti'nin, ulusal ekonominin gelişimi için beş yıllık
planlarında bilinçli bir şekilde uyguladığı, sosyalist
ekonominin en önemli yasası, çalışanların bireysel
tüketiminin artırılmasıyla, kapitalizmin en çok
geliştiği dönemlerdeki en yüksek kapitalist birikim
oranını aşan, yüksek sosyalist birikim oranını en yüksek
düzeyde birleştirmesidir. Sovyet halkının Komünist
Partisi önderliğinde yarattığı sosyalist ekonomi sisteminin
başlıca özellikleri ve avantajları bunlardır.
*
* *
Şu
anda Lenin ve Stalin'in partisi tarafından yönlendirilen Sovyet
Devleti, ülkeyi adım adım şimdiki konumundan daha yüksek
bir aşamaya, Komünizm'e götürme şeklindeki yüce
tarihi görevi yerine getirmek için çalışmaktadır.
9 Şubat 1946'da yaptığı tarihi konuşmada Stalin Yoldaş,
önümüzdeki baş yıllık plan dönemlerinde
sosyalist üretim ve kültürdeki yükselişin,
ekonomik açıdan en ileri kapitalist ülkeleri geçip
geride bırakmamızı ve adım adım daha yüksek aşamaya,
Komünizm'e geçmemizi olası kılacağını öngörmüştür.
Önümüzdeki
beş yıllık plan dönemlerinde Sovyet halkının karşısına
çıkacak olan somut görevler: Komünizm'in
üretim-teknik temelini yaratmak, kafa emeğiyle kol emeği ve
şehirle kırsal kesim arasındaki farklılıkları ortadan
kaldırmak, taleplere göre dağıtıma geçiş için
gerekli olan, tüketim mallarında bolluk yaratmak ve
başkalarıdır. Üretici güçlerin büyümesi
ve tüketim mallarında bolluk yaratılmasıyla, Sovyet halkının
taleplerini tümüyle ve çok yönlü olarak
tatmin etme görevi, gittikçe artan bir şekilde sosyalist
üretimin tüm eğilimini belirleyecektir.
Bu
görevlerin büyüklüğü ve bize düşman
olan emperyalist kampın varlığı nedeniyle, bu görevlerin
yerine getirilmesi, büyük güçlüklerin
üstesinden gelinmesini ve Sovyet halkının tümünün
yoğun, kahramanca çaba göstermesini gerekli kılmaktadır.
Aynı zamanda bu, teknolojinin daha da geliştirilmesi ve doğa
güçlerine daha çok boyun eğdirilmesi ve bunların
kültür ve genel ilerleme yararına kullanılması için
işçilerin, köylülerin ve aydınların insiyatifi ve
yaratıcı aktivitesi için misli görülmemiş bir
ufuk açacaktır.
Komünist
toplumun inşası görevinde Sovyet Devleti belirleyici bir rol
oynamak zorundadır. Bu devletin ekonomik, kültürel ve
eğitimsel işlevleri dev boyutlara ulaşacaktır.
Kapitalizmin
kalıntılarının ulusal ekonomiden ve insanoğlunun kafasından
temizlenmesiyle orantılı olarak, ülke ekonomisinin devlet
tarafından yönlendirilmesi, Lenin'in deyişiyle, gittikçe
iyi ve eğitimli bir orkestranın yönetilmesi niteliğine
bürünecektir.
Devlet
emirlerinin ve talimatlarının gücü, gittikçe artan
oranda, devletin yönlendirmesinin Sovyet halkının gözünde
kazanacağı geniş otoriteye, çalışanların zorlamadan
ziyade, kamusal anlayışlarının genişlemesine bağlı olacaktır.
Diğer yanda Komünizm'in ekonomik temelinin yaratılması,
sosyalist üretimin ve dağıtımın ekonomik araçlarının
rolünün en son derecede genişletilmesini gerekli
kılacaktır.
Lenin'in
dediği gibi, sosyalist düzenin oluşturulmasına ne kadar
yaklaşırsak, saf idari bir yapıya o kadar az gerek olacaktır.
“Sömürücülerin direnişi tümüyle
kırıldıktan sonra, çalışanlar sosyalist üretimi
örgütlemesini öğrendikten sonra... eski devletin bu
yapısı yokolmaktan kurtulamayacak, diğer yanda Yüksek Ulusal
Ekonomi Konseyi türünden yapı gittikçe büyüyecek,
gelişecek ve güçlenecek ve örgütlü
toplumun bütün ana aktivitelerini yerine getirecektir.”
Daha
sonra gelen sosyalist inşa deneyimi, Lenin'in devletin
ekonomik-örgütleyici organlarının gittikçe artan
önemiyle ilgili öngörüsünü teyit
etmiştir. Aynı zamanda, bu deneyim kapitalist kuşatma var olduğu
sürece devletin yavaş yavaş ortadan kalkamayacağını da
göstermiştir. Marksist-Leninist devlet teorisini geliştiren
Stalin Yoldaş, dahiliğine yaraşır bir şekilde, Komünizm'e
kadar kapitalist kuşatma yıkılmamışsa ve bunun yerini sosyalist
kuşatma almamışsa, devletin Komünizm'de halâ var
olacağı sonucuna varmıştır. Bu nedenledir ki, Komünizm'in
inşası için ana araç olan Sosyalist Devlet'in daha da
güçlendirilmesi gerekmektedir.
Sovyet
Devleti'nin varolduğu otuz yıllık dönemde elde edilen tarihi
zaferler, Lenin ve Stalin'in Partisi'nin denenmiş önderliğinde
Sovyet Devleti'nin komünist toplumun inşasıyla ilgili önümüzde
duran büyük görevleri başarılı bir şekilde yerine
getireceği ve bütün dünyanın Sovyet Devleti'nin
ekonomik gücü ve dev örgütleyici ve dönüştürücü
gücü hakkında yeni çarpıcı kanıtlar göreceği
yönünde bize sarsılmaz bir inanç vermektedir.
Sovyet
Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nde basılmıştır.